ESKİ ÇAĞLARDA HASTALIKLARIN TEDAVİSİ VE GÜZELLEŞMEK İÇİN KULLANILAN MADDELER

İnsanoğlunun varlığı ile kimya ve diğer bilimler ortaya çıkmış ve gelişmiştir. Bu gelişmeler günümüzde de hızla devam etmektedir. İlk zamanlar insanlar çevresindeki maddeleri işleyerek çanak, çömlek, kesici aletler gibi malzemeler ile yaşamını kolaylaştırmaya çalışmıştır. Ateşin maddeyi yaktığını ve erittiğini keşfetmiş, özellikle demir, kalay ve bakır maddelerini karıştırıp eriterek kullanmaya başlamışlardır. İnsanlar maddeleri gerek doğal halleriyle, gerekse işleyerek çok farklı alanlarda kullanmışlardır. Bu maddelerden bazıları ve kullanıldığı alanlar aşağıda verilmiştir.

Hastalıkların Tedavisi için;

Modern eczacılığın kullandığı ham maddelerin temeli eski zamanlarda deneme – yanılma ile bulunan ve geliştirilen bitkilere dayanır. İnsanoğlu ölümsüzlüğe çare olacak ölümsüzlük iksirini bulamamış fakat birçok hastalıkları tedavi etmeyi öğrenmiştir.

Örneğin, mide üşütmelerinde nanenin limon kabuğu ile kaynatılması, sindirim ve iştahsızlıkta maydanozun çiğnenmesi, zehirlenen insanların rahatlatılması için göz taşının kullanılması gibi.

Yaraların tedavisinde; göztaşı, şap, tuz gibi maddeler kullanılmıştır. Bitkisel ilaçların ham maddelerinden olarak; çam, terebentin, kendir, safran, ısırgan otu sayılabilir. Giysilerin boyanmasında, genellikle bitkilerden elde edilen boyalar kullanılmıştır. Örneğin, kıbrıs taşı, şap, ve alizarin kullanılmıştır. Ürünlerin dayanıklılığını artırmak ve saklamak için, kükürt buharı ile ağartma, bandırma, tuzlama gibi işlemler kullanılmıştır.

Güzelleşmek için;

Eski Mısır’da insanlar göz çevresindeki bölgeyi “kohl” (sürme) denen yeşil ya da siyah boyalarla renklendiriyorlardı. Yeşil boya maddesinin malahit, siyahın ise toz kurşun (Il) sülfür olduğu sanılmaktadır. Benzer amaçla antimon (Il) sülfür, bakır (Il) oksit ve mangan (IV) oksit de kullanılmaktaydı.

Orta Çağda simyacılar farklı maddelerin karıştırılıp damıtılması ile sülfürik asit, nitrik asit, hidroklorik asit elde etmişlerdir. Arap alimleri de imbiği geliştirmiş ve özellikle esans maddesinin damıtılmasında kullanmışlardır.

Sülfürik asit (H2S04) simyacılar tarafından bulunmuştur. Orta Çağ Avrupasında iki farklı yöntemle elde edilen ve fazlaca kullanım alanı olan önemli bir maddedir. Özellikle altın ve gümüşün saflaştırılmasında, boyacılıkta, ağartma işlerinde, gübre ve kimyasal madde üretiminde kullanılmaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir